Kadıköy’ün ünlü mimarı Ahmet Erkurtoğlu anlatıyor: “Kadıköy’ü katlediyoruz”

Emlakta Bir Gün ekibi olarak son dönemlerde kentsel dönüşümün merkezi haline gelen Kadıköy bölgesinde proje yapan AE Mimarlık’ın kurucusu Ahmet Erkurtoğlu ile Kadıköy’deki başarısını, kentsel dönüşümü ve geleceğini konuştuk. Bölgede 3 ila 4 milyon metrekarelik proje yapan Erkurtoğlu, Kadıköy’de o kadar eski ki “20 yıl önce projesini yaptığım binayı kentsel dönüşüm kapsamında yeniden bana getirdiler” diyor. Bölgede devam eden dönüşümü ise “Bu bir katliam” sözleriyle değerlendiren Ahmet Erkurtoğlu, şöyle konuştu: “Halihazırda ada yerine parsel bazlı bir dönüşüm yapılıyor. İnsanların özellikle depreme karşı yeni binalarda oturmasını sağlamak için bu dönüşümün yapılması doğru. Ama bunu parsel bazında yapmak şu an kenti katletmek demektir. Biz şu anda Kadıköy’ü katlediyoruz. Bir alt yapı yapılmıyor, yol yapılmıyor, yeşil alanlar, çocuk alanları vb. hiçbir şey yapılmıyor sadece binayı yıkıp üzerine kat çıkıyoruz sonra da adına ‘kentsel dönüşüm’ diyoruz.”

 

Ağırlıklı olarak Kadıköy bölgesinde proje yapıyorsunuz, bu nedenle size “Kadıköy’ün Mimarı” diyebilir miyiz?

Yoğunluk olarak Kadıköy olduğu için tabiki diyebiliriz, zaten genelde konuşmalarımda kendimi “Kadıköy’ün Mimarı” olarak lanse ediyorum. 1983’ten beri burada çalışıyoruz yani Kadıköylüyüz.

 

Kadıköy’deki geçmişinizden bize biraz bahseder misiniz? Bugüne kadar ilçede ne kadar proje yaptınız?

1983-91 yılları arasında Kadıköy’de iyi bir ofiste, Atölye A Mimarlık’ta çalışmaya başladım. 8 sene orada çalıştıktan sonra kendi ofisimizi, AE Mimarlık’ı kurduk. Ne kadar proje yaptığımız sorusuna gelirsek, cevap olarak bir sayı verebilmem mümkün değil ancak şöyle söyleyeyim; apartman olarak yani blok bazında şu anki kentsel dönüşüm örneğine baktığınız zaman bir blok 3 bin-5 bin metrekaredir, ben şu ana kadar herhâlde sırf Kadiköy’de 3-4 milyon metrekare proje çizmişimdir. Hatta bir örnek vereyim; geçenlerde bir proje geldi, 20 sene önce yaptığım binayı yıkıp yeniden yapıyorum.

“ÜÇ ALTIN ÖĞÜT”

Kadıköy’de bu denli başarılı olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Kendimi “başarılı” bularak övmek istemiyorum ama tabiki işimizi doğru yaptığımızı söyleyebilirim. 1991 yılında ufacık bir ofisten başladık, şu an oturduğumuz salondan biraz daha küçüktü ofisim. İşimizi düzgun ve dürüstçe yapmaya çalışıyoruz. Allah rahmet eylesin Çanakkale Seramik’in kurucusu İbrahim Bodur amca ile 1994-95 yıllarında beraber iş yapmak nasip olmuştu. Hiç unutmadığım o zamanlar bana verdiği altın öğüdü vardı İbrahim amcanın; “bak evladım” dedi, “gençsin, çizimin de iyi, hızlısın da başarılı olmak istiyorsan sana üç altın öğüt vereceğim bir; çalışacaksın 24 saat sana yetmeyecek, iki; şartlar ne olursa olsun dürüst olacaksın, üç; şansın olacak, sen çalışkan ve dürüst olduğun sürece şansın da yanındadır bunu unutma” dedi. Gerçekten de ben bu öğüdü hayat felsefem yaptım. Dolayısıyla işimizi daima bu çizgide yaptık, çok şükür çalışanlarımızın maaşını ay başı geldiğinde verebiliyorsak, vergimizi sigortamızı devletimize ödüyebiliyorsak kendimizi o zaman “başarılı” buluyoruz.


Çalışma felsefeniz ve prensipleriniz nelerdir?

Müşteri bana bir arsa ile gelir, bir proje ister önce ben onun fikrini alırım, nasıl bir şey istediğini öğrenirim. Ondan sonra o arsa benimdir, onun değildir. Projesini çizdiğim arsa, ev, yalı, villa, iş yeri veya apartman her ne ise artık o benim kendi malımdır, ben onu öyle görürüm ve o şekilde projeye konsantre olurum. Müşterinin fikrine, kültürel alt yapısına, tarzına kendi mimari becerimi katarsam güzel bir şey ortaya çıkartırım. Bizde birinci amaç para kazanmak değil öncelikle mimari açıdan keyif alabilmektir. Gerçi günümüzün şartlarında yani değişken imar yönetmeliklerinde bu pek olanaklı olmuyor ama özellikle spesifik özel işlerde keyif aldığımız işler ortaya çıkartabiliyoruz. Ayrıca şunu da belirtmek isterim; geçen gün bitmiş bir projede artık maket yapılmış, broşürler basılmış fakat sonrasında arka cephenin sağır olduğunu farkettim, “bu iş bahçeye bakıyor olmaz” dedim, kendi kendimi eleştirdim ve o projeyi değiştiriyorum. Yaptığım doğru değildi ve hatayı da kabullenmek erdemliliktir bana göre ben bu şekilde bakıyorum hayata.

 

“İSTANBUL’DA DİKEY MİMARİDEN YANAYIM”

Kadıköy kentsel dönüşümün yoğun olduğu bir bölge, bu yaşanan dönüşüm genelde ada bazlı mı yoksa bina bazlı mı?

Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum; bu bir kentsel dönüşüm değil bu kenti katliam. Yani biz şu an kenti katlediyoruz çünkü parsel bazında kentsel dönüşüm olmaz. Bir binayı yıkıp yerine başka bir bina yapmaya “kentsel dönüşüm” denemez. Şu mantık doğrudur; binaların yenilenmesi, insanların özellikle depreme karşı yeni binalarda oturmasını sağlamak için bu dönüşümün yapılması doğru. Ama bunu parsel bazında yapmak şu an kenti katletmek demektir.

Biz şu anda Kadıköy’ü katlediyoruz ben bunun altını daima çiziyorum. Bir alt yapı yapılmıyor, yol yapılmıyor, yeşil alanlar, çocuk alanları vb. hiç bir şey yapılmıyor sadece binayı yıkıp üzerine kat çıkıyoruz sonra da adına “kentsel dönüşüm” diyoruz. Bu yanlış bunun ada bazında değil de parseller birleştikçe emsal artacak şekilde ada olduğunda imar verilecek biçimde olması gerekir, doğru kentsel dönüşüm budur.

 

İlçede 15 kat yüksekliği sınırı getirildi siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Maalesef karşımıza Kadıköy’de 15 kat yasağı çıkartıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği yatay şehir düşüncesine bir mimar olarak katılıyorum ama Kadıköy’de yatay şehirleşme diye bir şey olamaz, İstanbul’da olamaz. Ben İstanbul için dikey mimariden yanayım. Yeni bir yeşil yerleşim alanında mesela Kanal İstanbul’da yatay kent yapabiliriniz çünkü yeni yaratılan bir alan, planını ona göre yaparsın. Biz burada daha yeşili koruyamıyoruz yani dikey yerine yatay yaptığın zaman bina yatayda genişleyecek, zaten ağaçlandırma yok bir de var olanları kesiyoruz. Dolayısıyla ada bazında olduğu zamanda Kadıköy’de 15 kat yasağına takılıyoruz. Bu yöntemeliklerle biz şu an İstanbul’u beton yığınına dönüştürüyoruz. Benim bölgem olan Kadıköy’ü mahvediyoruz.

“MASABAŞI YÖNETMELİK YAZILMAZ”

Bu yasaktan önce 22 katlı binayı yıktım, yerine 22 katlı bina yaptım eğer 15 kat yasağına takılsaydım bu 7 katı nereye koyacaktım? Cephede 2 tane daire var yönetmelikten dolayı 3 tane daire sığmıyor 2 tane yapmak zorundayım, 7 katı arka cepheye atmak zorundayım. Kim arkaya geçecek, kura mı çekecekler? Bu yasağı koyanlar bana bunun cevabını versin. Ha şunu yaparsın; mevcut yıkılan bina 15 katı geçiyorsa mevcut kat hakkını koruyacaktır. Mesela yıkılan bina 17 kat ise 17 yapabilsin ama 18 yapamasın bunu madde olarak koyarlarsa en azından mevcut hakkını korursun. Ama bir de şu var; sen 17 katlı binayı yıktın yerine yine 17 katlı bina yaptın müteahhite mesela arkada 10 tane daire vereceksin, müteahhit alır mı o arkadaki daireyi? Uygulamayı bilmeyen, pratiği bilmeyen teorisyenlerin yazdığı yönetmelikler ile yönetiliyoruz. Masabaşı yönetmelik yazılmaz.

 

Kadıköy’ü yakından tanıyan birisi olarak bölgenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bodrum’a taşınmayı düşünüyorum, gerçekten artık Kadıköy yaşanacak halde değil. İlk geldiğim zamanlarda Atatürk caddesini hayal meyal hatırlıyorum bom boştu Kadıköy, yeşillik alanlar vardı. Şimdi her yer beton yığını oldu. Yani yeni bir yeşil alan yaratamayacağımıza göre ada bazına dönüp binayı yüksek yaparak en azından yeşil alana yer açmalıyız. Vitrin Kozyatağı, kentsel dönüşüm olarak yaptığım tek projemdir, gidin görün. Belki 500’e yakın binayı yeniledim bu dönemde ama “kentsel dönüşüm projesi” diyebileceğim tek projem budur. Çünkü dört tane blok vardı yıktım iki tane blok yaptım, biri 20 katlı diğeri 28 kat, 3 tane de bodrum kat yaptım, sosyal tesisi, kapalı yüzme havuzu, etrafında yürüyüş alanları yaptım, çocuklara park yaptım. Bu sayede insanlar orada güven içinde mutlu, çocuklar yürüyor, oynuyor, bisiklete biniyor. Bunun yerine apartman yapsaydım ne olacaktı? Bu imkanların hiç biri olmayacaktı.

Vitrin Kozyatağı
Vitrin Kozyatağı

 

“FİKİRTEPE PRİM YAPACAK, CADDE DEĞERİNİ KORUYACAK”

Sizce Kadıköy’de hangi bölgeler en fazla prim yapacak?

Şu anda Fikirtepe bu kadar kötü yapılaşmaya rağmen Kadıköy ile Göztepe arasında olması, metroya yakın olması sebebiyle prim yapacaktır. Onun dışında şu anda değer kaybetse de Cadde ve civarı her zaman değerini koruyacaktır. Şu anda fiyatlar geçici olarak düştü ama Kadıköy değerini korur. Ama Fikirtepe değerini arttıracaktır çünkü merkeze yakın, Kadıköy’e yürüyerek gitme şansın var. Şu anda altyapı bile yok ama bittiği zaman Ataşehir’den daha değerli hale gelecektir bana göre.

 

“ALMANYA’DA İKİ ŞEHİR İÇİN PROJE GELİŞTİRDİK”

Size yurtdışından gelen proje teklifleri var mı? Varsa hangi ülkelerden geldi?

Şu anda Abhazya’da bir otel çalışması var. Rusya’da bir kentsel dönüşüm projesi var, bir fabrikanın alanını AVM + konut ve rezidans var bir de içinde güzel bir tarihi eser var ona uyumlu bir tasarım yapılacak şekilde görüştük. Bir de Almanya Stuttgart’da bir projemiz var, bir konsept yapıp gönderdik yasal izini bekliyoruz. Yine Almanya’dan Berlin’de bir konut işi var. Oralara yoğunlaşıyoruz bu aralar.

 

Bir mimar olarak Türkiye’deki yapılaşmayı nasıl görüyorsunuz? Sizce yapılaşma sistemi nasıl olmalı?

Türkiye’de mesela Anadolu’da iş yaparsam oranın kültürüne uymam lazım. Yani oralarda yatay bina yapmam doğru, orada dikey bina yaparsam yanlış olur. Ama yeşil alanın kalmadığı, sokakların yetmediği Ankara, İstanbul, İzmir gibi yerlerde korumam gereken bir silüet varsa; bir tarihi yarımada varsa, bir Haydarpaşa varsa, bir boğaz varsa bunlara etki etmeyecek şekilde dikey yapı yapmaktan yanayım. Yapmamın nedeni de alttaki sosyal alanı, yeşil alanı çoğaltmak istiyorum. İnsanlar gelsin o site içerisinde güven içinde yaşasın. Bisikletine binsin, koşsun, sporunu yapsın, futbolun basketini oynasın. Anadolu’da 3 kat 5 kat ne ise onu geçmemek, buna izin vermemek lazım. Ama İstanbul, Ankara gibi metropollerde ben yatay binaya karşıyım. Nereye yatay yapacağım? Zaten alan kalmamış, her yer beton yığını.

 

Türkiye’de gayrimenkul sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de gayrimenkul sektörü hiçbir zaman ölmez. Yani arada bir yavaşlar ama sektör hükümetin vereceği teşviklerle, KDV indirimleri ile veya kredi faiz indirimleri ile her zaman gücünü korur. Çünkü bizde inşaat sektörü lokomotif sektördür. Eskisi gibi tarıma, sanayiye önem verilmediği için tek gözde sektör bu kaldı. Dolayısıyla hükümet sürekli inşaat sektörünü motive etmek zorunda. O yüzden gayrimenkul sektörünün önü açıktır bizde. Eğer biz yabancı yatırımcılara mal üretebilirsek, onlara pazarlayabilirsek sektörün önü hepten açılır.

“KENDİM İÇİN BUTİK BİR OTEL YAPACAĞIM”

Türkiye’de son dönemde birçok mimarın hayallerindeki projeyi yapmak için müteahhitliğe soyunduğunu görüyoruz, sizin de böyle bir hayaliniz var mı?

Birçok arkadaşımız müteahhitliğe soyundu ama ben mimarlığa devam etmeyi tercih ediyorum. Hayalimdeki projeye gelirsek, Allah kısmet ederse Bodrum’a gidip denize sıfır ufacık bir yer bulursam kendime özel bir butik otel yapacağım. Hayalimdeki proje şu anda o. Gücümüz yeterse gelenin bir daha gelmek isteyeceği küçük ama lüks bir butik otel yapmak istiyorum.

 

Yeni Darülaceze’nin tasarımı size ait, bu projenin şu anki durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Projemiz tüm Darülaceze yetkili birimlerinden, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan onay aldı. Sadece Sayın Cumhurbaşkanımıza sunumu ve onun onayını bekliyoruz ondan sonra gündeme gelecek projemiz inşallah.

 

Gündelik yaşantınızda bir gününüz nasıl geçiyor?

Güne yürüyüşle başlarım, Moda sahilde bir iki tur atarım. Sabahları ya belediyeye uğrarım ya da ofise gelirim. Ofise gelince sabah bir double kahve ile güne başlarım. Gün içinde sürekli toplantılar, gelen-giden olur yani yoğun geçer. Genelde proje üstünde çalışırız, toplantılar yoğunluktadır bazen aynı anda üç tane toplantı yaptığımız oluyor. Akşamüzeri bir toplantı yoksa eve giderim. Beşiktaş’ın maçı varsa onu seyrederim. Hayatım bu şekilde hep iş ile geçiyor. Bizim tabi cemiyet hayatımız da fazla. Kastamonu Kalkınma Vakfı var, Beşiktaşlı Sanayici ve İş adamları ve Yatırımcılar Derneği (BESİYAD)’ni biz kurduk. Bunun yanında birçok derneğin de yönetimdeyim. Dernek toplantıları, vakıf toplantıları kalan vaktimizde onlarla uğraşıyoruz. Bazen ofisimizde eşe dosta kahvaltı veriyoruz, bir araya geliyoruz. Yani cemiyet hayatına geniş zaman ayırdığımı söyleyebilirim.

 

Röportaj: Levent İLHAN – Emlakta Bir Gün
www.emlaktabirgun.com

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*